REFLÜ HASTALIĞI (Laringofaringeal Reflü=LFR)
 
    Reflü hastalığı, son yıllarda popülarite kazanan ve etkileri artık daha ayrıntılı olarak anlaşılmaya başlanan bir hastalıktır. Mide özsuyunun yemek borusu boyunca ilerleyip boğaza ulaşması anlamına gelir. Sadece asit değil, midede bulunan eritici enzimleri de hatta safra içeriği de reflüde önem taşır. Hatta sıvı reflüsüne gaz reflüsünü de eklemek yanlış olmaz.Burada laringofaringeal reflüyü(LFR) yani asidin boğaza kaçması durumunu gastroesofageal reflüden(GER) yani asidin yemek borusuna kaçması durumundan ayırt etmek gereklidir.

    LFR hastalığında boğaza acı su gelmesi ve göğüste yanma hissi klasik belirtilerdir. Ancak her 5 yetişkin insanın birinde var olduğu düşünülen reflünün çoğu hastada farklı belirtilerle geldiğini görüyoruz:

    1. Ses kısıklığı, ses tellerinin etkilenerek şişmesi ve yapı değişiklikleri ile gelişir
    2. Boğazda takılma hissi, sanki boğazda balgam varmış ta çıkarılamıyormuş gibi bir durum olarak gelebilir. Böyle durumlarda balgam sökücü ilaçlar, gargara ve pastiller, antibiyotikler uzun sürelerle kullanılmalarına rağmen bir türlü sonuca varılamaz. Kronik farenjit olduğu ve geçmesinin pek te mümkün olmadığı düşünülebilir.
    3.  Geçmek bilmeyen (2 aydan uzun) kuru öksürük
    4.  Geniz akıntısı
    5.  Ağız- boğaz kuruluğu
    6.  Ağız ve diş hijyeninde bozukluklar
    7.  Ağız kokusu
    8.  Özellikle uykudan uyandıran nefes kesilmeleri
    9.  Horlama ve uyku bozuklukları
 
    LFR hastalığının teşhisi KBB uzmanı tarafından yapılır. Boğaz muayenesinde saptanan değişiklikler LFR teşhisinde önemlidir. Endoskopi, baryumlu yutma grafisi, 24 saatlik pH monitörizasyonu ve manometri yöntemlerinden de yararlanılabilir.

    Reflü hastalığının tedavisinde birinci kural, hayat tarzının değiştirilmesidir. Dengeli ve düzenli yemek yeme alışkanlığı şarttır. Aşırı kilo, sigara, alkol kullanmı, yağlı ve baharatlı gıdalar, kafein içeren kahve, kola, çikolata, gazlı ve asitli içecekler reflüye davet çıkarır. Gece yatmadan önce 3 saat oruç tutar gibi yiyip içmemek (Su mideyi şişirmeden içilebilir) ve yatarken yatağın baş kısmını hafifçe yükseltip sola dönüp yatmak önerilebilir.

       İlaç tedavisi uzun sürelidir ve mide asidini azaltmaya yöneliktir. Yani ilaçlar reflüyü değil, reflünün verdiği zararı azaltır. Eğer diyet ve ilaç tedavisine rağmen kontrole alınamazsa cerrahi seçenekler gündeme gelir. Cerrahi tedavide etkinliği konusunda en çok çalışılmış yöntem, Nissen Fundoplikasyonu' dur. Bu işlem, yemek borusunun mideye yakın kapağının kaçağı engelleyecek şekilde düzeltilmesidir. Günümüzde endoskopik olarak ta bu bölgeyi daraltıcı radyofrekans, dikiş, Strata prosedürü gibi işlemler de uygulanmaktadır.