Hangi ses güzeldir?

Bu sorunun cevabı dünyada yaşamış insanların sayısına yakındır. Her ne kadar zevkler ve renkler tartışılmaz olsa da güzel sesi arayanlar O SES ’i bulmak için ömür harcamaya devam edeceklerdir. Bazı şeylerin bulunması neredeyse imkansızdır, ama o şeyleri aramak, bulmak kadar zevkli ve doyurucudur. Bu biraz da meşhur korsan Kaptan Hook’ un hazinesini aramaya benzer. Çok sayıda harita vardır, hangisinin doğru olduğunu kimse bilmez,  bazen birden fazla kişi hazine bulur; ancak bu yolda ölenlerin hepsinin yüzünde bir gülümseme vardır.

Şu bilinmelidir ki konuşma sesi ile şarkı sesi birbirinden çok farklı nosyonlardır. Şarkılarını hayranlıkla dinlediğimiz ses sanatçısı şaşırtıcı derecede kötü bir konuşma sesine sahip olabilir, hatta kekemelik sorununa sahip olabilir. Benzer tezat, dinleyici kitlesinde de karşımız çıkar. Bu konudaki esprili hikayeyi pek çoğumuz bilir: Devlet Opera ve Balesi operayı ülke çapında tanıtmak ve sevdirmek için konserlere çıkar. Bu konserlerden birisi de Bayburt’tadır. Mükemmel bir performans, dinleyicilerin yoğun tezahüratıyla sona erer. Çıkışta gazetecinin biri yaşlı bir amcaya sorar: ‘Nasıl buldunuz konseri?’ Amcanın cevabı nettir: ’Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi evlat!’

‘Sanat, sanat için yapılır’ düsturuyla hayatlarına devam eden gerçek ses profesyonelleri, aslında birer maratoncudurlar aynı zamanda. Hayatlarının hiçbir anı yoktur ki sanattan uzaklaşabilsinler. Hep bir arayış ve heyecan içindedirler. Seslerini korumak için pek çok şeyden mahrumdurlar; ancak karşılığında aldıkları alkışlar tüm bu mahrumiyetleri bir anda siler. Her konserin sonu yeni bir hayatın başlangıcı gibidir.

Sesi en iyi değerlendiren ve analiz eden; dünyanın en gelişmiş bilgisayarları değil, elbette ki kaliteli ve yetişmiş bir kulaktır ve muhtemelen de böyle kalacaktır. Ancak objektif kriterler göz önüne alındığında sesin bazı özellikleri kullanılarak yapılan istatistiksel değerlerden çeşitli şekillerde faydalanmak mümkündür. Bilgisayarlı ses analiz yöntemleriyle sesin içindeki gürültünün oranı, ses dalgalarının şiddet ve frekans açısından düzenliliği ve ses sınırlarının genişliği ölçülerek sesin foniatrik anlamda kalitesi hakkında veriler elde edilebilir. Bunların yanında şan sesini değerlendiren bazı parametrelerden ek olarak faydalanılır:

Şancı formantı

Passagio

Vibrato

Messa di voce

Rezonans stratejileri

Bazılarına doğuştan ‘lütfedilen’ ve eğitimle mükemmele uzanan bazı sesler vardır ki; bunların sırrını çözmek hala mümkün olmamıştır. Bu sesler, dinleyenlerde kutsal bir iksir içmişçesine ruhlarını aydınlatır. İşte bu ‘lütfedilmiş’ sese sahip olan insanların sahip oldukları  sesin bazı fizyoanatomik özelliklerden bahsedelim:

Geniş bir krikotiroid aralık, geniş bir ses perde sınırına imkan sağlar. Bu aralığın geniş olması sayesinde ses tellerinin uzayıp kısalması, yani alt ve üst notalarda zorlanmayıp gereksiz kasları devreye sokmadan tona ulaşmak mümkündür.

Güçlü krikotiroid ve tiroaritenoid kaslar, ses tellerinin gerginlik ve uzunluğunu, dolayısıyla hem üst hem de alt notalarda ses tellerinin kütlesini etkilerler. Güçlü bir TA kasının gerçekten güçlü olabilmesi için karşıt kas olan CT kas ta kontrollü bir biçimde TA kasını karşılamalıdır (Yoksa vokal ligament TA kasının gerginliğine simultane bir gerilimle eşlik edemez).

Optimum fibril ve sıvı konsantrasyonuna sahip kalın ve sağlıklı bir mukoza; vokal ligament ve TA kası ne kadar gerilirse gerilsin gevşek kalabilmeli ve üzerinden kayan ses dalgalarının geçişine izin vermelidir.Bu bölgenin viskozite ve elastisitesi ses dalga enerjisinin verimliliğinin önemli bir faktörüdür.

Simetrik ve orantılı ses telleri; ses enerjisine dönüşmekte olan basınçlı havanın pürüzsüz ve gürültüsüz bir transformasyona uğramasını sağlar.

Ses kaslarına ayrıntılı hükmedebilme kabiliyeti; aslında pek çok iyi atletin sahip olduğu bir özelliktir. Planlanmış bir hareketi yapmak için, Yalnızca ‘gereken’ kaslar çalışmalı, hedef hareketin içinde hareketi bir şekilde etkileyecek vektöryel kuvvetler olmamalıdır. Böylece agonist ve antagonist kaslar arasında bir yarışma ve çekişme gerçekleşmez; sonuçta gereksiz enerji kaybı olmaz. Bu durum, hassas ses ayarı için çok özel bir kontrolü gerektirir. Yan yana olan iki kastan biri oldukça gerginken diğeri gevşetilebilmeli ve bu gevşetme oda ışığının aniden kapatılması gibi değil, fasılalı olarak ışığı azaltan sistemlerin kullanılması gibidir. Sesin kolay başlatılıp sonlandırılması, notalar arasında uçarcasına gezinme, vibrato ve trilin kolaylıkla yapılabilmesi ve daha birçok şan manevrası buna bağlıdır.

Lütfedilmiş sesin anatomik ve fizyolojik olarak sayılabilecek bu beş özelliğin sayısı artırılabilir.

 
 ŞARKICILARDA RASTLANAN EN SIK 10 PROBLEM

Ses sanatçıları, aslında birer ses maratoncusudurlar. Meslek hayatları boyunca en büyük ve en kıymetli hazineleri olan seslerini korumak zorundadırlar. Bunun için pek çoğumuzun katlanamayacağı kısıtlamalarla yaşamak zorundadırlar. Hayatın neşesi ve çeşnisi olan bazı şeyler, onlar için tehlikeli oyunlar haline (Maça gidip tezahürat yapmak, vb) dönüşebilir. Ancak yaşam boyu başarılı bir ses performansının karşılığı; hiçbir normal insanın hiçbir miktardaki parayla elde edemeyeceği alkışlardır.

İşte bu muhteşem ödül için her ses sanatçısının bilmesi ve uygulaması gereken ve çoğu zaman karşılaşılan en sık 10 problem:

1- Kötü postür: Vücut duruşu, doğru ses için ‘’alfabenin a’sıdır’’. Başını gırtlağına taşıtanlar, kambur durup göğüs kafesini daraltanlar, sopa yutmuşçasına gergin durup tüm bedenini sertlik yaratan veya performans sırasında yanlış mimik ve boyun çevirme alışkanlıkları olanlar ve diğerleri…

Bedenin üç boyuttaki duruşu ‘bilinçli farkındalık’ içinde olmalıdır.Bu durum yazılıp söylendiği gibi kolay değildir. Üzerinde uzun süren düşünme ve fiziksel disiplin gerektirir. Hatha yoga ve Alexander teknikleri bu konuda yardımcı olabilir.

2- Kötü solunum ve yetersiz solunum desteği: Alt karın ve bel kaslarının temel enerji kaynağı olduğu ‘doğru’ bir diafram solunumu performans için elzemdir. Gırtlak düzeyinde sese dönüşecek olan hava sütunu yukarı doğru itilmemeli, aksine sanki vücudun içine yerleşmiş bir piston aşağı kayarak ses için gerekli enerjinin oluşumunu sağlamalıdır.

3- Sert ve nefesli glottal atak: Ses tellerinde ses oluşumunun başlatılma anı ‘atak’ olarak tanımlanabilir. Atağın sert olmasının anlamı, ses tellerinin ses başlamadan hemen önce birbirlerine gereksiz bir fazla güçle yaklaştırılması anlamına gelir. Bu durum gırtlakta bir hipertansiyon anlamına gelir. Sonucu nodül ve benzeri ses bozukluklarıdır.

            Tam tersi bir durum da nefesli ataklarda görülür. Ses telleri ses başlarken birbirlerine çok gevşek yaklaşırlar ve sesletim soluklu (Sesle birlikte hava sesi de gelir) olarak gerçekleşir. Ses telleri zarar görmeyebilir ama ses kalitesi kötüdür.

            Çözüm; elbette doğru eğitim ve yumuşak atak geliştirme teknikleri ile kişinin kendine özel ses disiplinini oluşturmasıdır.

4- Ses tonu kalitesinde bozukluk: Bir şarkıcının ses tonu kalitesinden bahsedilirken ‘temiz’, ‘zengin’, ’açık’, ’koyu’, ‘boğuk’, ’ince’, ’sert’, ’soluklu’, ‘burundan’ vb değişik sıfatlar söylenir. Bu sıfatlar; aynı zamanda ses eğitimi sırasında sıklıkla kullanılan sıfatlardır. Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta şudur ki, ses tonunun kalitesi; kültüre,müzik türüne, hatta dinleyicinin tercihine göre farklı algılanır. Yani güzel veya çirkin yoktur: Zevkler ve renkler tartışılmaz(!)

            Tüm bu açıklamalara rağmen ses ve müzik fiziği bakışıyla eğer bir ses tonu ‘temiz’ (ek gırtlak veya ses yolu gürültüsü içermeyen) ve ‘rezonant’ (temel ses bileşenleri ses yolunda zenginleşiyorsa) ise sağlıklı olarak kabul edilir ve hoparlörlere gerek kalmadan duyulabilir performans sergileyebilir. Opera sanatçıları, ‘Bel Canto’ tekniğini kullanarak boğazlarında oluşturdukları ‘ses halkası’ sayesinde; seslerini en arkadaki dinleyiciye kadar rahatlıkla mikrofon kullanmadan ulaştırabilirler. Düşünün ki; solistin arkasında bir koro, sahnenin önünde orkestra, yüzlerce dinleyenden çıkan uğultuya rağmen, en arkadaki dinleyici bütün netliğiyle eseri dinlemektedir. Popüler müzik sanatçıları da bu tekniği kullanabilir. Ancak müzik öyle bir şeydir ki; manevi frekans paylaşıldığı takdirde insan ruhunu fetheder. Louis Armstrong’ un foniatrik açıdan tedavi edilmesi gerekli gibi olan ancak sanatçının özgün bir enstrümanı haline gelmiş sesi örnek verilebilir.

5- Sınırlı ses genişliği ve rejister geçişlerinde zorlanma: Şanda tüm ses gruplarının kendilerine özgü ses genişlikleri vardır. Eğitimsiz seslerde rejisterler geliştirilmediği için ses genişliği, olabileceğinden daha dardır. Rejister geçişlerinde(passagio) ses kırılmaları olur ve ses tınısında fark edilir değişiklikler gerçekleşir. Ses eğitimi sadece nota ve solfej eğitimi değildir. Ses organlarının kusursuz bir uyumla çalışarak doğru nefesle mükemmel sese ulaşmasını amaçlayan çok zorlu bir eğitimdir ve yaşam boyu devam eder. Güzel şarkı söylemek doğru ses çıkarmakla birebir örtüşmez(Armstrong örneği). Bilimsel açıdan -halkın ilgisinden bağımsız olarak(!) değerlendirildiğinde; yetenek, kaliteli ve bulunması güç bir ağaç gibidir. Ancak bu ağacın iyi bir kemana dönüşmesi için çok emek, bilgi ve zaman gereklidir. Böylece ne kadar yetenekli olursa olsun eğitimsiz bir gırtlak, yetersiz bir enstrüman olarak kişinin performansını daraltır. Örneğin çocukluğunda ileri derecede futbola yeteneği olan bir çocuk, yeterli eğitimi almazsa ve antrenmanlarla kaslarını bu yönde geliştirmezse büyüdüğünde halı sahaların yıldızı olmaktan ileriye gidemez.

6- Seste esneklik, kolaylık, serilik ve verim eksikliği: Ses sanatçısı, ses oluşumunu bir meltem esintisi kadar kolay ve zahmetsiz yapabilmelidir. Rahat çalışa bir motorunuz varsa Otomobilinizin lastiklerinin ayarı iyiyse sürtünme azalır, motor daha az güç harcar ve direksiyon hakimiyetiniz kolaylaşır. Ani manevralarda zorlanmazsınız. İşte sesiniz de o kadar rahat ve zahmetsiz çıkmalı ki, hızlı skala ve arpeggiolarda yeteneğinizi kolayca kullanabilesiniz. Virtüöz tekniğinin dayanağı; mükemmel kulak uyumu ve enerjik diyafram desteği ile oluşan berrak ve zengin tınılı bir sestir.

7- Bozuk artikülasyon: Telaffuz sorunları hiç şüphesiz sesi etkiler. Konuşmasındaki telaffuz problemlerini (Örneğin sesli harflerde ağzın yeterince açılmaması, m ve n gibi burun sessizlerinin sertleşmesi) ve çene, dudak, damak gibi sesin şekillendiği organlarda gereksiz gerginlikleri şarkısına taşıyan sanatçı, zorluklar yaşayacaktır.

8- Çalışma uyum ve disiplini: Tecrübeli bir maratoncu bilir ki egzersizini bir gün atlarsa performansı haftalar öncesine geriler. Hepsi birer ses maratoncusu olan ses sanatçılarının en büyük sorunlarından biri bu bilgiye sahip olmamaları, bu bilginin değerini anlamamaları veya şan disiplinine ruhen uyum sağlayamamalarıdır. Ölümsüz sesin sırrı; eğitilmiş yeteneğin bilinçli çalışkanlıkla geliştirilmesidir.

9- Kötü ses hijyeni ve genel sağlık sorunları: Şancı, sağlığına özen gösteren titiz bir insan olmalıdır. Bu titizlik elbette ruhsal hastalık boyutuna gelmemelidir. Bu da sesi bozar! ancak bilinmelidir ki iyi ses sağlıklı bedende bulunur. Gençliğine güvenip düzensiz diyet, alkol daha fenası sigara kullanan öğrenciler, bu güvenin bedelini ağır öder. Sesin suistimali ve gereksiz - aşırı kullanımı da risklidir. Şancının maça gidip bağırarak tezahüratta bulunması, maraton koşucusunun makosen ayakkabıyla futbol oynamasına benzer. Pek çok sanatçı, şan sesine çok özen gösterirken, konuşurken de aynı enstrümanı kullandığını unutur. Basit bazı kuralları unutmamak gerekir: Fon gürültüsü çok olan uçak, restoran vb yerlerde konuşmamaya çalışın, kuru, tozlu ve duman altı olmuş salonlarda konser vermekten kaçının, basit bir gribe yakalandığınızda vereceğiniz konserin felaketinizle sonuçlanabileceğini bilin. Şancının sesine duyduğu saygı, kendi sorumluluklarının zirvesinde olmalıdır.

10- Güvensizlik, korku, pısırıklık: Gerçek sanatçı, ‘üstün insan’ olduğunu hisseden; özgüveni yüksek, ’alnında güneşi ilk hisseden ‘ kişidir. Primadonna ego düzeyi; heyecan ve güvensizliği engelleyen bir mekanizmadır. Güven eksikliği, zaman içinde sönen bir balon gibi sanatçıyı bitirebilir. Güven ve potensin sürebilmesi, düzenli performans ve alkışlarla mümkündür.