Ses bozukluklarının tedavisi üç şekilde yapılır:

    1- Ses terapileri: Sesi değiştirmeye yönelik davranışsal tekniklerdir.

    2- Medikal tedavi: İlaçlarla ses bozukluğuna yol açan enfeksiyon, reflü vb durumlarda uygulanır.

    3- Cerrahi tedavi: Ses terapisi ve medikal tedaviyle sonuç alınamayan hastalıklarda uygulanır.

           Ses Terapileri:

Sesi değiştirmeye amaçlayan davranışsal yöntemlerdir. Sesin; mevcut anatomik yapının gerektirdiği özelliklere sahip olmadığı durumlarda, sesi şekillendiren kasların eğitimi olarak düşünülebilir. Ses organımız gözümüzün önünde olmadığı için; kontrolü, anlaşılması ve eğitimi en zor olan organlarımızdandır. O yüzden ses kullanımı konusundaki örneği ayaklarımızdan verelim:

Yanlış ayakkabı giyen kişinin ayakları er  veya geç bu problemden etkilenecek; ayakta nasırlar, şekil bozuklukları, ağrılar ve yürüme-koşma performansında düşüşler olacaktır. Beyin yeni yürüyüş tarzını benimseyecek, sıkan ayakkabı çıkarılsa bile aynı yürüyüş alışkanlık olarak sürdürülecektir. İşte ses problemleri basit bir larenjit veya bir çığlık sonucu ses teline kanama ile başlar, sesin uzun süre kullanımını imkansız hale getirip kişiyi kendi yapan özgün sesini kaybettirebilir.

Ses terapileri, doğrudan sesi değiştirmeye yönelik teknikler yanında, dolaylı olarak sesi etkileyen yöntemleri de içerir. Doğrudan sesi değiştirmeye yönelik teknikler, özel bilgi, eğitim ve yetenek gerektiren; bir foniatri kliniğinde uygulanabilen yöntemlerdir.

Dolaylı veya yardımcı teknikler; sese yönelik olmayıp farklı yollarla ses oluşumunu etkilerler. Aslında bu yöntemlerin büyük bir kısmı normal hayatta kendi kendimize uygulayabileceğimiz ve sesimizi korumak için bize yardımcı olabilecek yöntemlerdir. Örneklerle açıklayalım:

Ses istirahatı: Bir maçı seyrederken yüksek sesle bağırdıktan sonra sesimizde değişiklik olduğunu fark edersek ilk iş sesimizi bir süre kullanmayıp istirahat ettirebiliriz. Bu, tıpkı burkulmuş bir ayak bileğinin üzerine basmayıp iyileşmesi için ona fırsat tanımak gibidir.

Ses hijyeni: Yüksek sesle konuşup çığlık atmak, soluksuz hızlı konuşmak ses ellerimizi yorar ve nodül gibi oluşumların gelişmesine sebep olur. Susuz kalmak, mide asit reflüsü de hassas ses yapılarını bozar. Günde en az 8-10 bardak su içmeli, midede yanma, ağza acı su gelmesi gibi durumlarda hekime başvurmalıyız.

Postür: Beden duruşumuz ses etkileyen en önemli faktörlerdendir. Kambur durup başımızı gırtlağımıza taşıtmamalı, ses tellerinin yükünü artırmaktan kaçınmalıyız.

Relaksasyon: Günlük yaşamın getirdiği sıkıntılar, istenmeyen kaslarda ses sistemini de olumsuz etkileyen kasılmalara yol açmaktadır.

Solunum desteği: Özellikle sesi ile hayatını idame ettiren ‘ses profesyonelleri’ için önemlidir. Ses sanatçıları yanında; tiyatrocular, spikerler, öğretmenler, politikacılar, imam ve müezzinler, sekreterler, santral memurları gibi meslekler, solunum desteğine özellikle ihtiyacı olan gruplardır.

Dolaylı olarak sesi etkileyen yöntemlerin yalnızca klinikte uygulanabilenleri arasında; bilinçli tıbbi hipnoz, akupunktur - akupressür, psikoterapi yöntemleri sayılabilir.